Projeksiyon özelliği sayesinde Sony Handycam, klasik kameraların işleyişine yepyeni bir bakış açısı getiriyor. Yaşadığınız anları, istediğiniz yerde tekrar tekrar izleyebileceğiniz ölümsüz anılara dönüştürüyor!
Teknoloji dünyasına getirdiği yeniliklerle sık sık adından söz ettiren Sony, yeni kamerası ile bir kez daha gündeme oturuyor. Projeksiyon özelliğine sahip olan Sony Handycam, sadece bir kamera olmaktan öteye geçiyor. Kaydettiğiniz videoları dilediğiniz yüzeye yansıtmanızı ve istediğiniz zaman istediğiniz yerde izlemenizi sağlıyor. Böylece hem anılarınızı ölümsüzleştirebiliyor hem de onları sevdiklerinize de izleterek paylaşabiliyorsunuz.
Henüz tanışmamışlar için belirtelim. Bonvagon, “gezer, seçer, getirir!” mottosuyla geçtiğimiz Eylül ayında yola çıkmış ve kısa sürede popüler hale gelmiş bir alışveriş kulübü.
Her gün sıradışı tasarım ürünler, özenle seçilmiş markaları %70’e varan fiyatlarla üyelerine getiren site, diğer sitelerden farklı olarak sanatsevere kategorisi ile sanat meraklılarının da en sık ziyaret ettiği sitelerden biri olmayı başardı. Dünyanın dört bir yanından birçok sanatçıya ait eserleri ve sınırlı sayıdaki edisyonları ulaşılabilir fiyatlarla üyeleri ile buluşturan site aynı zamanda sanat kitaplarına yer vermeyi ihmal etmiyor. Daver Darende, Sedef Yilmabasar gibi birçok ünlü Türk sanatçının yanında Metropolitan Museum of Art gibi dünya müzelerinden de ürünler de Bonvagon’un portföyünde..
Bütün yazılanlar kırık dökük şeylerdir, doğa hepsini yeniden şekillendirir. Kırık beyaz renginde geçer bütün günler gezgin diyarlar sirkinde. Binlerce hikâye yazılır o sirkte ve binlercesi unutulur. Yazılan her hikâye bir eksikle başlayıp bin eksikle biter. Sonu gelmez hiç birinin, her hikâye kendi içinde yeni şeyler doğurur çünkü ve geçmişi öldürmeye çalışır. Zaman gümüş bir ok gibidir. Kusursuzdur ve hiç incinmemiştir. Ta ki hedefine ulaşana kadar. Hedefine ulaştıktan sonra her ok biraz kırıktır. Ucu incinmiştir hedefine ulaştığında. İşte her hikâye de bittiğinde biraz kırılır, yazar her istediğini yazamaz çünkü istese de beceremez. Şimdi tüm yazılanlar biraz eksik ve biraz kırık. Tıpkı kendini arayan beyaz gibi. Güneş nasıl yeni bir hayat vaat ederse çimenlere, yeni okuyucular da bir tamam vaat ederler her hikâyeye. Şimdi dudaklardan dökülürse kelimeler, kimi zaman kırılsalar da, çoğu zaman yeniden biçim bulurlar. Her biçim bulduklarında yeniden, yeniden ve yeniden yazılırlar zihinlere, okuyucunun istediği şekilde.
Geçen yıl Türkiye ofisini açan Çinli kablolu,kablosuz ağ ürünleri ve teknolojisi üreticisi TP-LINK,2011′de 840 bin adet ürün satışı gerçekleştirdi.TP-LINK‘in dünyada 2011 yılının ilk üç ayında kablosuz (Wifi) ağ donanımlar çözümleri pazarında lider konumda bulunduğunu belirten TP-LINK Türkiye ülke Müdür Yardımcısı Ali DİNÇER,Türkiye’de satılan her iki ağ ürününden birisinin TP-LINK markasını taşıdığını ifade etti.
GSM Birliği (GSMA) tarafından düzenlenen,her yıl en iyi ürün ve çözümlere verilen 2012 Küresel Mobil Ödülleri sahiplerini buldu.İspanya’nın Barcelona kentinde gerçekleşen törende Turkcell TıklaKonuş servisiyle “En iyi ürün ve servis” kategorisinde ödüle layık görüldü.
Japon teknoloji şirketi Panasonic,1 Nisan 2013′e kadar Avrupa’da 1.5 Milyon akıllı telefon satmayı hedefliyor.Marka,global pazardaki cep telefonu işini büyütme kapsamında,2016′da 15 Milyon satış plânlıyor.Avrupa pazarındaki 50.yılını kutlayan Panasonic,su ve toz geçirmeyen;ultra ince ve temassız ödeme sistemine uyumlu yeni akıllı telefonu Eluga‘yı tanıttı.
Bir gün, bir adam karşınıza çıkıp, “yaşadıklarınızdan daha gerçek olanlar belki de henüz yaşamadıklarınızdır” deseydi… Tek bir söz dahi eklemeden kaybolup gitseydi. Henüz bilmedikleriniz, belki hiçbir zaman bilemeyecekleriniz geçiverir miydi aklınızdan bir an?
Yeni romanında Mehmet Buğra, yine kendi üslubunda bir akıcılık ile anlatıyor yolu olmayan yolcuları. Bir solukta tükenen satırlarla mutluluğa giden yola çıkıyor okuyucular bu kez, Fuat’ın hikâyesinde.
28 Şubat’ın tanıkları ve mağdurları anlatıyor…Bir dönemin üzerindeki sır perdesi aralanıyor…
Türkiye’nin bir kez daha demokrasi sınavına girdiği ve ne yazık ki bir kez daha “sınıfta kaldığı” o tarihi kırılma noktası: 28 Şubat 1997.
Kimilerine göre demokrasiye yapılmış balans ayarı, kimilerine göre postmodern darbe…Adına ne denirse densin Türk siyasi tarihinde onarılmaz yaralar ve silinmeyecek etkiler bıraktı…
Ece Temelkuran “inatla” kayda geçsin diye tarihe not düşüyor!.. “Umut pek güven duyduğum bir sözcük değil, ben inadı tercih ederim. Umudum yok olsa bile inadım var. İnsanın, yine de, her şeye rağmen iyi olabileceğine, bu ülkenin içinde, dövüldükçe içinin çok derinine kaçmış bir iyilik tohumu olduğuna dair bir inatçı imanım var. Benim de, benim gibilerin de bu ülkeye dahil olduğunu söylemek, sonra yeniden söylemek için sağlam tutmaya çalıştığım bir inadım var. Biz varız. Yani biz de varız…” Ece Temelkuran, kayıtları çok titiz tutulması gereken zamanlardan bildiriyor bu kitapta. Son iki yıllık tarihine o titizlikle bakıyor. Artık yazamaz hale getirilmenin, kaçınılmaz bir keskinleşmenin tarihine yani. “Kayda Geçsin” çünkü; bu zamanlar, o zamanlar… (Tanıtım Bülteninden)
Bu yazımda Virtual Dj hakkında bilgi vermek istiyorum sizlere.Virtual DJ şu an piyasada bulunan en iyi dj programlarından birisi..